Sûrenin konusu kıyametin kopması ve insanların dünyada işledikleri ameller için hesaba çekilmesi hakkındadır. Sûre kıyamet sırasındaki büyük yer sarsıntısından bahsettiği için “deprem”  anlamına gelen “zilzâl” ismini almıştır. “Zelzele” adıyla da anılmaktadır. Mushaf’taki sıralamada doksan dokuzuncu suredir. Kıyamet kopacağı gün sûrun birinci defa üflenmesiyle yer küresinde şiddetli sarsıntılar meydana gelir ve dağlar yerlerinden kopup savrulur,  yeryüzünde yıkılmayan hiçbir şey kalmaz ( Kehf 18/47; Tâhâ 20/101-107). Çünkü “kıyamet sarsıntısı gerçekten çok büyük bir olaydır” (Hac 22/1). Yaşadığımız depremler kıyamet sarsıntısı ile karşılaştırılamayacak kadar küçüktürler. Kendileri küçük ama etkileri büyük bu sarsıntılardan almamız gereken dersler olmalıdır. Bunun için Zilzal Suresi’ne iyi bakmamız gerekir.                                                                   

Önce Zilzâl suresinin mealine bir göz atalım.

Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında; ﴾1﴿  Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında; ﴾2﴿  Ve insan, "Ne oluyor buna!" dediğinde; ﴾3﴿  O gün yer, bütün haberlerini rabbinin ona vahyettiği şekilde anlatır. ﴾4-5 ﴿İşte o gün insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar. ﴾6﴿ Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. ﴾7﴿  Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. ﴾8﴿

Bu surede; Kıyamet gününün ne kadar dehşet verici bir gün olduğu ve o sırada nelerin  meydana geleceği anlatılarak insanların o gün için hazırlık yapmaları gerektiğine dikkat çekilmektedir. Yerkürede meydana gelen bu dehşet verici olayları gören insan, “Ne oluyor buna!”  diyerek korku ve şaşkınlığını ifade eder. Çünkü daha önce bu derecede şiddetli bir sarsıntı görülmemiştir. “O gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır” meâlindeki 4-5. Ayetler üç şekilde yorumlanmıştır.

1-Allah yere bir çeşit konuşma ve anlatma yeteneği verir, o da üzerinde olup bitenleri ve kimin ne yaptığını açık açık anlatır.

2-O gün Allah’ın hükmü uyarınca arz, üstünde olup bitenleri tek tek sayıp dökercesine insanların orada yaptıkları her şeyi açığa çıkarır.

3-Yer, o büyük sarsıntıyla âdeta dünyanın son bulduğunu ve âhiretin geldiğini haber verir.

Burada önemli olan arzın gerçek anlamda konuşup konuşmaması değil, dünya hayatının bittiğini ve herkesin neler yaptığını açık açık ortaya koyması ve artık orada hiçbir şeyin saklı gizli kalmayacak olmasıdır. Daha da önemli olanı insanın bu gerçeği göz önüne alarak o gün arzın kendisi hakkında iyi şeyler söylemesini sağlayacak bir hayat tazı benimseyip yaşamasıdır.

Altıncı ayet-i kerimede anlatılmak istenen, daha kabirlerinden çıktıkları andan itibaren her bir insanın ahiretteki durumunu, akıbetini belirleyen şeyin, bizzat kendisinin bu dünyadaki tercihi, inancı ve yaşayışı olduğudur. Bu tasvir, her insanın devredilemez bireysel sorumluluğunun varlığını göstermektedir. “Amelleri görmek” ifadesi tefsirlerde iki şekilde yorumlanmıştır: 1. Amel defterlerindeki kayıtları görmek. 2. Yapılanların ödül veya ceza olarak karşılığını görmek.

Yedi ve sekizinci ayet-i kerimelerde herkesin eninde sonunda yaptıklarının karşılığını bulacağı haberi verilir. Ayetler, dünyada yapılan en küçük hayır veya şerrin kaybolmayacağını, ahiret gününde bunun hesabının verileceğini, karşılığının ödül veya ceza şeklinde alınacağını ifade eder. Hz. Peygamber de, “Bir yarım hurma veya bir güzel sözle olsun ateşten korunun!” tavsiyesi kişinin, karşılığını Allah’tan bekleyerek iyi niyetle yaptığı en küçük bir hayrın dahi onu âhirette ateşten koruyabileceğini ortaya koymaktadır.

Elazığ ve çevresinde meydana gelen depremde vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Rabbim milletimizi, ülkemizi ve tüm insanlığı her türlü afetten korusun.

Fahri SAĞLIK

Karesi Müftüsü