Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Tarihi zaferimiz, barış görüşmelerine yol açmıştır. Bugün Azerbaycan ve Ermenistan’ın barışa ulaşma yönündeki tutumlarının birbirine yakınlaştığını görüyoruz” dedi. Steinmeier ise, “Güney Kafkasya’nın da barış içinde yaşaması için çaba sarf edilmeli ve çalışmalar yürütülmeli. Barışın her yerde uygulanabilecek bir reçetesi yoktur” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gelen Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, temaslarına devam ediyor. Steinmeier ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ikili ve heyetlerin katılımıyla gerçekleştirilen görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Konuşmasında ekonomik başarılara değinen Aliyev, “Bu ziyaretin ilişkilerimize yeni ve olumlu bir ivme kazandıracağına eminim. Çünkü bu yılın ocak-şubat aylarında ticaret hacmimiz yaklaşık üç kat arttı. Bunun ana sebebi, Azerbaycan’dan Almanya’ya ihraç edilen ham petrol miktarının artması. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda ticaret hacmimizi çeşitlendirmek için daha aktif adımlar atmamız gerektiğini düşünüyoruz, özellikle yenilenebilir enerji alanında. Burada Almanya şirketlerinin çok büyük bir tecrübesi var. Azerbaycan’ın da çok büyük bir programı ve planları var. Biz, yabancı yatırımcıların sermayesi ile 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji türlerinin üretim kapasitesini 6 GW’a çıkarmayı planlıyoruz. Bunun bir kısmı Avrupa’ya ihraç edilecek” diye konuştu.
“Azerbaycan ve Ermenistan’ın barışa ulaşma yönündeki tutumlarının birbirine yakınlaştığını görüyoruz”
Azerbaycan’ın 30 yıl boyunca Ermeni işgali altında acı çektiğini belirten Aliyev, “Halkımız etnik temizliklere tabi tutulmuştur. 1 milyon Azerbaycanlı, Ermeni saldırganlığı nedeniyle evsiz kalmış ve topraklarımızın yaklaşık yüzde 20’si işgal altında kalmıştır. Maalesef, uluslararası kuruluşlar bu meseleyle ilgili ciddi adımlar atmamıştır. Azerbaycan, bu çatışmayı ve uluslararası hukuku kendisi savaş alanında ve siyasi düzeyde çözmüştür. İşte bu tarihi zaferimiz, barış görüşmelerine yol açmıştır. Bugün Azerbaycan ve Ermenistan’ın barışa ulaşma yönündeki tutumlarının birbirine yakınlaştığını görüyoruz” dedi.
Görüşmede bölgesel ve küresel konuların ele alındığını ifade eden Aliyev, “Bunlar arasında ABD-Avrupa Birliği gerilimi, Rusya-Batı gerilimi de bulunuyor. Tüm bu meseleler doğal olarak tüm dünyayı etkiliyor ve samimi bir fikir alışverişi yapmak benim için çok önemliydi. Bu ziyaretin çok olumlu sonuçları olacağını bir kez daha söylemek isterim. İkili ilişkilerimizin tarihinde Almanya Cumhurbaşkanının Azerbaycan’a yaptığı ilk resmi ziyaret oldu bu. Ziyaretin sonuçlarının ülkelerimizi birbirine daha da yakınlaştıracağına eminim” diye konuştu.
Almanya Cumhurbaşkanı’na Azerbaycan-Ermenistan barış süreciyle ilgili bilgi verdiğini belirten Aliyev, “İkinci Karabağ Savaşı sona erdikten sonra bizzat Azerbaycan ve şahsen ben barış müzakerelerinin başlatılmasının öncüsü olduğumu bir kez daha ifade ettim. O dönemde ne Ermenistan ne de o zaman hala faaliyet gösteren Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu böyle bir teklif sunmamıştı ancak bu teklifi Azerbaycan tarafı verdi. Bu da kendi içinde, bizim barış anlaşmasının imzalanmasına ne kadar istekli olduğumuzu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
2024 yılının Ocak ayına kadar Ermenistan’ın ısrarla barış anlaşmasına dahil etmek istediği sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin artık var olmadığını belirten Aliyev, “Bu yalnızca Ermenistan’ın hayallerinde yaşıyor. Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi vardır” dedi.
“İki şart yerine getirildikten sonra anlaşmanın imzalanması için bir engel kalmayacak”
Üzerinde tam bir uzlaşıya varılan barış anlaşmasının 17 paragraftan ibaret olduğunu belirten Aliyev, “Azerbaycan burada herhangi bir ek şart öne sürmüyor. Bizim şartlarımız Ermenistan için bellidir, yeni bir şey değildir. Bu şartları uzun zamandır dile getiriyoruz. Ancak bugüne kadar Ermenistan’dan herhangi ciddi bir yanıt almadık. Peki, bu nedir? Birincisi, AGİT’in Minsk Grubu’nun feshedilmelidir. İkinci mesele ise Ermenistan’ın anayasası ile ilgilidir. Ermenistan Anayasası’nda Ermenistan’ın bağımsızlık bildirgesine bir atıf bulunuyor. Bu, anayasanın bir parçası. Orada ise Azerbaycan’ın hukuki ve tarihi topraklarının Ermenistan ile birleşmesine dair bir madde yer alıyor ve bu bize karşı açık bir toprak iddiası sayılıyor. Bu nedenle Ermenistan Anayasası’ndan bu maddenin çıkarılması bizim meşru talebimizdir. Bu iki şart yerine getirildikten sonra barış anlaşmasının imzalanması için hiçbir engel kalmayacak. Tabiri caizse top Ermenistan’ın sahasında. Eğer Ermenistan gerçekten barış anlaşmasını imzalamak istiyorsa, Azerbaycan’ın bu iki meşru şartını kabul etmeli” diye konuştu.
“Orta Koridor’un rolü Alman ekonomisi için de önemlidir”
Steinmeier ise, Azerbaycan’ın gelişerek önemli bir konuma geldiğini ve Azerbaycan’dan çok önemli ticaret yollarının geçiyor olmasının dünyanın birleşmesine neden olabileceğini belirterek, “Biz ekonomik-ticari ilişkilerimiz hakkında konuştuk. Sadece Orta Asya ile değil, aynı zamanda Uzak Doğu ile ticaret ilişkilerimizde de ülkenizin rolü var, ya da Güney-Batı Asya ile, Çin ile. Biz biliyoruz ki, mevcut yolların imkanları şu anda sınırlıdır. Ülkenizden geçen yolların, Orta Koridor’un rolü Alman ekonomisi için de önemlidir, iyi bir perspektife sahiptir ve daha ilginç bir perspektife dönüşecektir” ifadelerinde bulundu.
“Barış anlaşmasının imzalanacağına inanıyorum”
Azerbaycan’dan geçen Orta Koridor’un Almanya için büyük umutlar taşıdığını ve Güney Kafkasya daha istikrarlı bir bölge haline geldikçe bu koridorun öneminin daha da artacağını belirten Steinmeier, “Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış süreci büyük önem taşıyor. Son bir yılda büyük ilerlemeler kaydedildi. 13 Mart’ta barış anlaşmasının metni hakkında mutabakata varılması ile ilgili bir açıklama yapıldı. Bu anlaşmaya varmak için çok iyi bir an. Barış anlaşmasının imzalanacağına inanıyorum. Bu fırsatı kaçırmamalıyız. Bu yolun sonuna kadar gidilmesi ve taviz verilmesi için siyasi iradeye ihtiyaç var. Umarım bu kabul edilir. Biz de elimizden geldiğince bu konuya destek vereceğiz” dedi.
Hassas konulara ilişkin tutumlarını uluslararası hukuka uygun olarak ortaya koyduklarını belirten Steinmeier, “Biz Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olduğunu biliyoruz ve tanıyoruz. Alman hükümetinin son yıllardaki politikasına baktığımızda bölgeye yönelik çok dengeli bir tutum sergilediğini görüyoruz” diye konuştu.
“Güney Kafkasya’nın da barış içinde yaşaması için çaba sarf edilmeli”
Karşılıklı güvenin kademeli olarak inşa edilmesi gerektiğini ve Almanya ile Fransa arasında yaşanan sayısız savaşa rağmen bugün iki ülkenin geçmişi geride bıraktığını ve dost ülkeler haline geldiğini belirten Frank-Walter Steinmeier, “Güney Kafkasya’nın da barış içinde yaşaması için çaba sarf edilmeli ve çalışmalar yürütülmeli. Barışın her yerde uygulanabilecek bir reçetesi yoktur” ifadelerinde bulundu.
Steinmeier, karşılıklı güveni yeniden sağlamanın zaman ve çaba gerektirdiğini belirterek, “Bu çok uzun bir süreçtir. Ülkeler ve halkların hala çok zamana ihtiyacı olacak. Uzlaşma zaman alır ve bunu kaçırmamalıyız. İki ülke arasındaki ilişkilerin kurulmasında ilk adım bir barış anlaşmasının imzalanması olabilir. Barış anlaşmasının imzalanması için belirtilen şartların yerine getirilebileceğini düşünüyorum. Her iki taraf da bir anlaşmaya varacak ve Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış sürecinin önündeki engeller ortadan kalkacak” dedi.