Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya

“Kolon kanserinden korunmada beslenme çok önemli”

RADYASYON ONKOLOJİSİ UZMANI PROF. DR. BÜNYAMİN KAPLAN, KOLON KANSERİNDE BESLENMENİN ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU SÖYLEYEREK, “PAKETLENMİŞ VE TÜTSÜLENMİŞ HAZIR GIDALAR, İÇERİSİNDE BİRÇOK KATKI MADDESİ BULUNAN GIDALAR KANSERE EN ÇOK SEBEP OLAN GIDALARDIR. BUNLARDAN UZAK DURUN” DEDİ.

RADYASYON ONKOLOJİSİ UZMANI PROF.

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bünyamin Kaplan, kolon kanserinde beslenmenin çok önemli olduğunu söyleyerek, “Paketlenmiş ve tütsülenmiş hazır gıdalar, içerisinde birçok katkı maddesi bulunan gıdalar kansere en çok sebep olan gıdalardır. Bunlardan uzak durun” dedi.

Kolon yani kalın bağırsak kanserinin gerek ülkemizin gerekse dünyanın en sık karşılaştığı kanser türlerinden biri olduğunun altını çizen Acıbadem Kayseri Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bünyamin Kaplan, “Türkiye’de görülme sıklığı erkeklerde biraz daha fazla olmakla beraber kanserler içerisinde ikinci bazen de üçüncü sırada görüyoruz. Erkeklerde en çok akciğer ve gırtlakla ilgili kanserleri görüyoruz. Üçüncü sırada ise kolon kanserini görüyoruz. Kadınlarda da yine ilk olarak meme ve tiroid kanserleri arkasından da kolon kanserleri geliyor ama dünyanın bazı bölgelerinde kolon kanseri ikinci sıklıkta” diye konuştu.

Kolon kanserinin, insanların normal yaşamını sürdürürken, sindirim sistemiyle alakalı yaşadığı bir takım değişiklikler ile birlikte kendisini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Kaplan “Hastalar en çok büyük abdestte zorlanma ve kan görme gibi durumlarda bize başvuruyor. Bunların hiçbirisi olmadan da kolon kanseri olabilir. Ancak bunlar hastalığın ilerlediğini gösteren belirtilerdir. Dolayısıyla bu tür belirtilerle karşılaşıldığında zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekir” dedi. Bu kanserlerin en çok bağırsağın son kısmında görüldüğüne değinen Prof. Dr. Kaplan yapılacak en basit tetkiklerden birinin, fiziki muayene olduğunu, arkasından ihtiyaç görüldüğü takdirde hastaya endoskopi yapmak gerekeceğini; bunun kesin tanı konulmasını sağlayan en değerli yöntem olduğunu ifade etti. Biraz zor ve zahmetli olmakla birlikte bu sırada alınan biyopsinin yüzde 100 teşhis imkanı sağladığını dile getirdi.

“En hızlı ve doğru çözüm cerrahi işlemdir”

Kolon kanseri tanısı teşhisi alan hastalarda en doğru ve hızlı çözümün cerrahi işlem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaplan “Ameliyatla bu tümörün çıkarılması gerekir. Fakat maalesef bazı hastalarda hastalık ilerlemiş olabiliyor. Bu durumlarda ameliyat seçenek olmaktan çıkıyor. Erken yakalanmış ve ameliyatla tedavi edilmiş hastaların bazılarında kemoterapi, bazılarında da radyoterapi şeklinde ek tedavilere ihtiyaç olmaktadır. Ancak eğer çok erken yakalanmışsa bu tedavilerin hiçbirine gerek duymadan sadece cerrahi yeterli olabilmektedir” ifadelerini kullandı.

“İşlenmiş ve katkı maddeli gıdalardan uzak durun”

Kolon kanserine yakalanmamak için en belirleyici faktörün kişinin yaşam tarzı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kaplan şunları dile getirdi:

“Beslenme çok önemli. Bugün hazır gıdalar, poşetlenmiş gıdalar, paketlenmiş gıdalar, tütsülenmiş gıdalar ve içerisinde birçok katkı maddesi bulunan gıdalar kansere en çok sebep olan gıdalardır. Bunun önüne geçmek ve bunu engellemek sağlıklı beslenmeyle mümkün. Meyveden ve sebze yönünden daha zengin, kızarmış ya da yanmış yiyeceklerden uzak durmak suretiyle bu kansere belirli ölçüde engel olma şansımız olabilir. Bunun dışında spor yapmak, egzersiz yapmak, kilo almamak aşırı yağlı olmamak ve bir takım semptomları kulak ardı etmeden erkenden hekime başvurmak bizi bu hastalığa yakalanmaktan bir nebze olsun uzak tutabilir.”

Hastanın geçmişinde genetik olarak kolon kanseri teşhisi varsa daha dikkatli olması ve testlere daha erken başlaması gerektiğine değinen Prof. Dr. Kaplan Türkiye’de ortalama olarak kolon kanseriyle ilgili tarama testlerinin 50 yaşında başlatıldığını ancak genetik olarak riskli olan ailelerde bu taramaya 5 yıl önce yani 45 yaşında başlanması gerektiğini sözlerine ekledi.