Dinimiz, insanın kendisine ve topluma zararı dokunacak her türlü söz ve davranışları yasaklayarak bazen haram, bazen de mekruh kılmıştır. İslam Dininin yasakladığı kötü davranışlardan biride yalan söylemek, yalan haber yaymak ve yalancı şahitlik yapmaktır.
Safvan bin Süleym (r.a.) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü! Dedik, mümin korkak olur mu?” “Evet!” buyurdular. “Pekiyi cimri olur mu?” dedik, yine: “Evet!” buyurdular. Biz yine: “Pekiyi yalancı olur mu?” diye sorduk. Bu sefer: “Hayır! Buyurdular.”
Sevgili Peygamberimizin bir başka hadislerinden yalan söylemenin zararını şöyle öğrenmekteyiz; “ Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde “yalancılar” arasına kaydedilir.”
Müslüman hayatının her safhasında özellikle de alışverişte doğruluktan ayrılmamalıdır.
Bizi Aldatan Bizden Değildir
Alışverişte malın durumunu olduğu gibi söylemek, varsa kusurlarını gizlememek yani yalan beyanda bulunmamak temel ilkedir. Doğru sözlülük, ticarette ve kazançta bereket vesilesidir. Aksi ise, alışverişte hayır ve bereket bırakmaz. Alışveriş yaparken alıcı veya satıcının karşısındakini kendi isteği doğrultusunda ikna etmek için yemin etmesi de doğru değildir. Bu nedenle alışveriş yaparken gereksiz yere yemin etmek, hatta bazen gerekse bile yemin etmekten sakınmak önemlidir.
Bu nedenle Sevgili Peygamberimizin “Malınızı sattığınızda yemin etmekten sakının. Çünkü yemin malınıza rağbeti artırmasına artırır, ancak onun bereketini yok eder.” şeklindeki uyarısı daima göz önünde bulundurulmalıdır.
Malı satarken edilen yemin bir de yalan olursa, bu yemin sadece kazancın bereketini yok etmekle kalmaz, kazancın haram hâle gelmesine neden olur. Nitekim Allah Elçisi’nin malını yalan yeminle pazarlayan kimseleri, kıyamet günü Allah’ın (cc) konuşmayacağı üç grup insandan biri olarak sayması, onların yaptığı işin haram olduğunu gösteren önemli bir delildir
İslam’da adaleti gerçekleştirmek için şahitlik görevini yerine getirmek emredilmiş şahitlikten kaçınmak veya “yalancı şahitlik” ise yasaklanmıştır. Yalancı şahitlik; bir kimsenin, hakkında bilgi sahibi olmadığı, görmediği, duymadığı bir konuda bildiğini, gördüğünü ve duyduğunu söylemesidir. Böyle bir şahitlik, insanların zarar görmesine ve pek çok hakkın zayi olmasına sebebiyet vereceğinden dinimizce haram kılınmış ve büyük günahlardan sayılmıştır.
Bir hadis-i şerifte sevgili Peygamberimizin şöyle dediği rivayet edilir; “Büyük günahların en ağırını size haber vereyim mi?” diye üç defa sordu. Biz de: Evet, yâ Resûlallah, dedik. Resul-i Ekrem: “Allah’a şirk koşmak, ana babaya itaatsizlik etmek” buyurduktan sonra, yaslandığı yerden doğrulup oturdu ve “İyi dinleyin, bir de yalan söylemek ve yalancı şâhitlik yapmak” buyurdu. Bu sözü durmadan tekrarladı. Daha fazla üzülmesini istemediğimiz için keşke sussa, diye arzu ettik.”
Yalan yere şahitlik, adaleti yanıltmakla birlikte vicdanları da yaralamaktadır. Bu sebeple yalan yere şahitlik yapanlar sadece hakkını yedikleri insanın değil tüm toplumun hakkını ihlal etmiş olurlar.
Biz el-Emin olan Hz. Muhammed Mustafa’nın ümmetiyiz.
Bize O’nun yoluna uymak yakışır. Bize yalan yakışmaz. Bize yalan yere şahitlik asla yakışmaz. Müslüman Rabbinin kendisini gördüğünü ve hesaba çekeceğine iman ettiği halde nasıl yalan söyleyebilir ve nasıl yalan yere şahitlikte bulunabilir?
Müslüman duyduğu her şeye körü körüne inanmamalı.
Kuran-ı Kerimde şöyle buyurulur; “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur” (İsra Suresi; 36)
İletişim çağında sosyal medyanın toplumu nasıl etkilediğini, yönlendirdiğini, ne kadar büyük felaketlere sebebiyet verdiğini görüyor ve yaşıyoruz.
Günümüz dünyasında iki ayaklı bir dijital dev yükseliyor. Sağ ayakta sosyal ağlar, sol ayakta dijital yayınlar tüm dünyada kullanıcıları kendine bağlıyor. Bu dev, kullanıcıların en çok ilgi duyduğu ve gündelik faaliyetlerinin önemli bir kısmını kapsayan alan haline geldi. Burada problem bu sosyal ağlar ve dijital alanlarda üretilen ve yayılan yanlış bilgi ve yalan haberlerdir.
Yüce Rabbimiz bizi şöyle uyarıyor;
“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur” (İsra Suresi; 36) Yüce Allah bizlerden mesnetsiz söz ve iddiaların, doğrulanmayan, tahmine dayanan beyanların araştırılıp gerçekliğinden emin olunmadan kabul edilmemesini istiyor, bu davranışın büyük bir sorumluluk ve vebal olduğunu kesin ifadelerle bildiriyor
Sosyal medya yalan yuvası olmuş.
Hiç çekinmeden, utanmadan, sıkılmadan yalan haberler üretilip yayılıyor. Onun için medyadaki özellikle sosyal medyadaki her habere inanıp hemen hüküm vermeye kalkışmamalıyız. Duyduğumuz veya okuduğumuz haberleri önce mantık süzgecimizden geçirmeli, söylenenle birlikte söyleyene de bakmalı, yalan olabileceği ihtimalini her zaman hesaba katmalıyız. Gerçi yalan haber ve habercilerin kısa zamanda foyaları ortaya çıkar, maskeleri düşer, mumları söner ama bu arada olan masumlara olur, çamurların izleri kalır, pek çok mağduriyet yaşanır. Yüce Allah hepimizi kuru iftiralardan korusun.
YORUMLAR